19 Mayıs 2009 Salı
19 MAYIS 1919
Tam 90 yıl önce bugün başlamıştı bağımsızlığa giden yol. Bugün tüm ulus hala onu izliyoruz. Bu sayede biz Cumhuriyet kızları doktor, mühendis olabiliyoruz. Sevgili Atatürk seni özlem ve sevgi ile anarken çocuklarımıza, senin bizlere bıraktığın Cumhuriyet mirasını hasarsız devredeceğiz. Gençlik ve Spor ve Atatürk'ü anma bayramımız kutlu olsun.
09 Mayıs 2009 Cumartesi
DÜNYA TALASEMİ GÜNÜ
08 MAYIS DÜNYA TALASEMİ GÜNÜ NEDENİ İLE, TALASEMİ FEDERASYONU GENEL MERKEZİ BASIN BÜLTENİNDEN GENİŞ ÖZET
"Talasemi her ne kadar hastaları düzenli tedavi ve izlem ile normale yakın bir yaşam sürse de , zor ve pahalı bir hastalıktır. Buna karşın Talasemi, toplum eğitimi, evlilik öncesi tarama ve doğum öncesi tanı testleri ile önlenebilen bir hastalıktır."
Talasemiler sağlıklı insanın alyuvarlarında bulunan hemoglobini oluşturan iki alfa iki beta zincirinin eksik veya anormal yapılması sonucu ortaya çıkan, anne ve babadan kalıtımla geçen kan hastalığıdır.
Talaseminin de klinik olarak iki önemli klinik tipi vardır.
Talasemi taşıyıcılığı: Talasemi taşıyıcıları genetik bir özellik taşıdıklarından böyle adlandırılırlar. Bu bireyler, tamamen sağlıklıdır. İki talasemi taşıyıcısı evlendiğinde her doğacak çocuğu %25 olasılıkla hasta, %25 olasılıkla sağlıklı , %50 olasılıkla talasemi taşıyıcısı. Talasemi taşıyıcıları basit bir kan testi ile tanınabilmektedir. ANNE VE BABA ADAYLARININ BEBEK SAHİBİ OLMA KARARINI ALDIKLARINDA TALASEMİ TESTİNİ YAPTIRMAYI İHMAL ETMEMELERİ GEREKİR. ÇÜNKÜ HER İKİSİDE TALASEMİ TAŞIYICISI ÇİFTLERİN, ANNE KARNINDA TANI İLE BEBEKLERİNİN HASTALIKSIZ DOĞMASI SAĞLANIR.
Talasemi Major: Anne ve babadan geçen hatalı genler nedeni ile talasemi hastası olarak doğan çocuklarda yaşamın ilk yılında ağır bir kansızlıkla belirir. Bu çocukların kemik ilikleri, çok çalışan fakat sürekli defolu alyuvarlar üreten bir fabrikaya benzer. Talasemi hastalarının yaşamlarının sürdürmeleri için, yaşam boyu ayda bir kez düzenli kan almaları gerekir. Düzenli tedavi ile normale yakın bir yaşam süresine sahip olunsa da kronik bir hastalığın yükünü yaşam boyu taşımak zordur.
Ayrıca kansızlığı düzeltmek amacı ile yapılan eritrosit transfüzyonları, vücutta demir birikmesine yol açar. Demir birikimi , kalp gibi yaşamsal organlar başta olmak üzere çeşitli organların fonksiyonlarını bozar. Demir birikimini azaltmak amacıyla genellikle 3 yaş civarında vücuttan demir atıcı ilaçlar kullanmak zorunda kalırlar.
Dünyada durum: Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), talaseminin dünya genelinde %5 sıklıkta olduğunu ve 269 milyon taşıyıcısı olduğunu her yıl dünyada 365.00 hasta çocuk doğumu beklemektedir.
DSÖ toplum eğitimi, taşıyıcıların taranması, genetik danışmanlık hizmetlerinin verilmesi, doğum öncesi tanı yöntemleri kullanılarak hastalığın önlenmesi ve hastaların ideal bir şekilde izlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
2000 yılından beri, Sağlık Bakanlığı ve Talasemi Federasyonu işbirliği ile, hastalara, ailelere ve talasemi merkezlerinde çalışan hemşire, teknisyen ve hekimlere yönelik her iki yılda bir Uluslar arası Talasemi Yazokulları düzenlenmektedir.
Ayrıca, hastaların dayanışması ve tedaviye uyumlarının artırılması, illerde kamu kurumları ve yönetecilerinin hastaların sorunlarına sahip çıkarmalarını sağlamak için her yıl Eylül ayında, düzenli olarak Ulusal Talasemi Gençlik Kampları düzenlenmektedir
TALASEMİLİ ÇOCUKLARIN DOĞMAMASI VE TALASEMİ İLE DOĞAN ÇOCUKLARIMIZIN İSE DOĞRU VE ULAŞILABİLİR TEDAVİ OLANAKLARINA SAHİP BİREYLER OLARAK TOPLUMA KAZANDIRILMASI TEMEL AMACIMIZDIR.
www.talasemi.org
12 Nisan 2009 Pazar
TECAVÜZE KARŞI SUSKUNLUK BİTİYOR
Dünya üzerinde anlatılmayan ve gerçekleştiği ne kurban ne suçlu ne de toplum tarafından kabul edilmeyen ve görmezden gelinen bir suç var; tecavüz. Her 4 kadından 1 tanesi hayatı boyunca en az bir defa tecavüze ya da cinsel istismara maruz kalmaktadır. Bu cezaya layık görülmek için kadın olmak, eşcinsel olmak, çocuk olmak, devrimci olmak, bekâr olmak, kocanla ya da sevgilinle seks yapmayı istememek, mini etek giymek, işveli gülmek ya da âşık olmak yeterlidir. Her 6 erkekten 1 tanesi 18 yaşından önce cinsel tacize maruz kalmaktadır. Tecavüzcülerin %99'u erkektir. Tecavüzcülerin %30'u evlidir. Tecavüze uğrayan her 5 kadından 4 tanesi saldırganı tanımaktadır. Tecavüzlerin %50'si planlıdır. Tecavüz olaylarının %33’ü mağdurun evinde, %50'si bir meskende gerçekleşmektedir. Tecavüz kurbanda travmaya sebep olur. Bu travmanın ardından ilk bir ay boyunca akut stres bozukluğu, bir aydan uzun zamanlarda ise travma sonrası stres bozukluğuna sebep olur. Daha uzun sürede ise depresif etkiler, kendine zarar verme eğilimi, madde bağımlılığı, agresif davranışlar, algılama bozuklukları, anksiyete, kişilik bozuklukları, insanlara güvensizlik, ürkeklik, cinsel bozukluklar ve strese bağlı fiziksel rahatsızlıklar yaşar.
Cinsel istismara uğrayan kadınlar Amargi ile birlikte "Taciz ve Tecavüze Son İnisiyatifi"ni kurmuşlar. Bu inisiyatif zamanla büyümüş; şimdi " Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu"nu kurmuşlar. İlk hedefleri Tecavüz Kriz Merkezleri kurulmasını sağlamakmış. Bu amaçla 25 Kasım'da bir yasa taslağı ile meclise başvuracaklarmış.
Tecavüz bir insanlık suçudur.
tacizvetecavuzudurdur@yahoogroups.com
10 Mart 2009 Salı
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜN ÇAĞRIŞTIRDIĞI
1934 yılında Türk Medeni Kanunu kabul edildi. O yıllarda Avrupanın çoğu ülkesinde olmayan haklar kadınlarımıza sunuldu. Dolayısı ile kadının eşitliği dahası bir birey olduğu yasal düzenlemeye girdi. 75 yıl önce..
12 Şubat 2009 Perşembe
YÜKSEK DÜZEYDE E VİTAMİNİ ALIMI
Hollandalı bir araştırmacı grubun yaptıkları tıbbi araştırmaya göre gebeliğin erken dönemlerinde yüksek düzeyde E vitamini alımı doğacak bebekte kalp hastalığı olma riskini normal ya da düşük düzeyde alanlara göre % 70 oranında arttırıyormuş. Araştırmacılar yüksek düzeydeki vitamin E'nin embriyonik dokularda oksidan / antioksidan dengesini bozarak etki ettiğini düşünüyorlar. Diğer bir kuramları ise, yüksek düzeydeki E vitamininin kalp dokusu gelişimine neden olan genlerde değişikliğe neden olduğu ve toksinleri temizleyen hücresel enzimlerin etkisizleştirildiği yönünde.
Kaynak: BJOG: An International Journal of Obstetrics and Gynecology, February 2009.
07 Aralık 2008 Pazar
Bir Atilla İlhan Şiiri
BÖYLE BİR SEVMEK (NE KADINLAR SEVDİM)
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kimbilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir.
ATİLLA İLHAN
14 Kasım 2008 Cuma
KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ
130 ülke arasında yapılan araştırmaya göre toplumsal yapı ve kanunlar önünde kadın erkek eşitliği konusunda sondan yedinci olmuşuz. İlk sırada ise, Norveç yer alıyor. Bizde kadın erkek eşitliği ölçümünde oran 0.58 / 1.00 iken Norveç'te 0.85 / 1.00 imiş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)